Anayasa değişiklik teklifi hakkındaki yorumların değerlendirmesi (3)

 

Fazıl Önder Sönmez

 

Önerilen sistemde yasama veya yürütme organlarının seçimleri yenilemeye karar verebilmesinin başkanlık sistemiyle bağdaşmadığına dair değerlendirmeler yapılmaktadır.

 

 “Önerilen sistemde cumhurbaşkanı Meclisi feshedebilir, Meclis de cumhurbaşkanını. Başkanlık sistemlerinde yürütme ve yasama organlarından birinin diğerini feshetmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla önerilen sistem başkanlık sistemiyle bağdaşmaz.”

 

Başkanlık sistemlerinde yasama ve yürütme organları doğrudan halk tarafından seçilir; dolayısıyla biri diğerini feshedemez veya görevden alamaz. Zira ikisi de kendilerinden daha üst makam olan halk tarafından görevlendirilmiştir. Üst bir makamın atadığını, alttaki bir makam görevden alamaz. Önerilen tasarıda fesih değil seçim yenileme, yani iki seçim tarihinin öne alınması vardır; bu iki organdan birisi seçim kararı alırsa iki seçim de öne alınır, yani seçim kararı alan görevde kalamaz. Fesih işleminde bundan farklı olarak feshedilen görevden alınırken fesheden görevine devam eder. Mesela, parlamenter sistemlerde Meclis, hükümeti güvensizlik oyuyla düşürebilir, fakat kendisi seçimle yenilenmek durumunda kalmadan başka bir hükümeti güvenoyuyla görevlendirebilir. Yine parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanı, 7 Haziran seçimlerinden sonra olduğu gibi hükümet makul bir süre içinde kurulamazsa parlamentoyu feshedebilir; fakat kendisi görevine devam eder. Önerilen sistemde bu anlamda bir fesih yoktur. Yani, cumhurbaşkanı seçimleri yenilese Meclisi feshetmiş olmaz, Meclis seçimleri yenilese cumhurbaşkanını azletmiş olmaz.

 

Tasarıda, Meclis ve cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesine dair düzenlemelerin Meclisi cumhurbaşkanı karşısında zayıf konuma düşüreceğine yönelik itirazlar da öne çıkmaktadır:

 

 “Önerilen sistemde cumhurbaşkanı tek başına Meclis ve cumhurbaşkanı seçimlerinin yenilenmesine karar verebilir. Buna karşın Meclisin aynı kararı verebilmesi için 360 oy gerekir. Bu durumda, Meclisin cumhurbaşkanının kararlarına itiraz etmesi pek düşünülemez; eğer ederse cumhurbaşkanı yeniden seçime gider.”

 

Bu itirazı dile getirenler cumhurbaşkanının canı istediğinde Meclisi seçime götürebileceğini varsaymaktadır. Oysa cumhurbaşkanı eğer Meclis seçimlerini yenilerse cumhurbaşkanlığı seçimleri de anayasa gereği yenilenmek durumunda kalır. Eğer birinci dönemindeyse kalan süresini kullanamaz; ayrıca tekrar seçilmeme riskini almış olur. Bunun yanı sıra alacağı bir risk daha vardır, yenilenen Meclis seçiminde partilerin milletvekili dağılımları istediği yönde değişmeyebilir. Eğer ikinci döneminde seçim kararı alırsa tekrar cumhurbaşkanlığına aday olamaz. Dolayısıyla cumhurbaşkanı bir bedel ödemeden ve riske girmeden seçimleri yenileyemez. Önerilen anayasa hükümleriyle 7 Haziran seçimlerine girildiğini düşünün: AK parti mecliste azınlıkta kalırken muhtemelen Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirdi. Eğer bu durumda cumhurbaşkanı seçime gitmeye karar vermiş olsa, yenilenen seçimlerde partisi Mecliste çoğunluğu sağlasa bile ve yine cumhurbaşkanı seçilse bile bir sonraki seçimde iki dönemini doldurmuş olacağından tekrar aday olma hakkını kaybetmiş olurdu. Aklı başında hiçbir cumhurbaşkanı böyle bir durumda seçimleri yenilemez. Kimse evdeki bulgurdan olacağını bile bile Dimyat’a pirince gitmez. Cumhurbaşkanına verilen seçimleri yenileyebilme yetkisi çok istisnaî hallerde kullanılabilecek bir yetkidir. Oysa mevcut sistemde, cumhurbaşkanı hükümet kurma süreçlerini istediği gibi manipüle ederek bir bedel ödemeden seçimi zorlayabilir.

 

Önerilen tasarıda Meclisin beşte üç çoğunlukla (360/600) Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerini yenileyebilmesine dair hüküm gayet yerindedir. Çünkü milletvekilleri için süre kısıtı bulunmamaktadır. Seçim kararı verdikleri zaman girdikleri tek risk tekrar seçilememektir; bu risk de seçim için uygun bir zaman kollayarak en aza indirilebilir. Başkanlık sistemlerinde muhalif partilerin yasama organında çoğunluğu elde etmeleri olağan bir durumdur. Meclis salt çoğunlukla seçimleri yenileyebiliyor olsaydı, muhalif partiler Mecliste çoğunlukta oldukları durumda, uygun bir zaman gözetip seçime gidebilirdi. Bu durumda muhalif partilerin tek yapmaları gereken, cumhurbaşkanına ve partisine olan halk desteğini ölçen anketleri takip etmek ve iktidara olan destek yeterince düştüğünde seçimlere gitmektir. Diğer başkanlık sistemlerinde seçim yenileyebilme hakkı hiç yokken, Türkiye’de bu hakkın istismar edilmesine imkân verecek kadar kolaylaştırılarak verilmesi uygun olmazdı.

 

Diğer yandan, Meclise verilen seçimleri yenileyebilme yetkisi bir tür siyasî denetim aracı olması bakımından olumludur. Eğer cumhurbaşkanı çok başarısız bir yönetim sergilerse; bunun sonucunda partisinde çözülmeler başlarsa, kamuoyunda da olumsuz değerlendirmeler ağır basar, ülke yönetilemez hâle gelirse, Meclis bu yetkisini kullanarak ülkeyi seçime götürebilir.

 

“Ayrıca cumhurbaşkanının ikinci döneminin sonlarında Mecliste çoğunluğu olan partisinin kararıyla seçimler yenilenirse tekrar aday olmasının önündeki engel kalkar ve 15 sene cumhurbaşkanı olma imkânını elde eder.”

 

Meclis salt çoğunlukla değil, ancak beşte üç çoğunlukla (360/600) seçimleri yenileyebilmektedir. Bir partinin Mecliste böyle bir çoğunluğu sağlaması oldukça güçtür. Son seçimde %49.5 oy almasına karşın AK Partinin milletvekili sayısı beşte üç çoğunluğun (330/550) altındadır. Ancak %10 civarında oy alan bir veya birkaç partinin seçim barajının altında kalmasıyla, birinci parti halkın çoğunluğunun oyunu almadan Mecliste nitelikli bir çoğunluk sağlayabilir. Fakat siyasî istikrar gerekçesiyle konulan bu seçim barajı önerilen sistem referandumda kabul edildiği takdirde savunulamaz; dolayısıyla bu barajın makul bir düzeye indirileceğini öngörebiliriz. Diğer yandan parçalı bir siyasî yapı varsa, muhalefet partileri 3/5 çoğunluğu elde edebilir. Cumhurbaşkanının ikinci döneminin başlarında, muhalefetin seçimleri yenilediğini düşünelim. Anayasa onun tekrar aday olmasının önüne geçse, bu durumda cumhurbaşkanı muhalefet tarafından tasfiye edilmiş olurdu. Bu yüzden, önerilen tasarıda Meclis tarafından seçimler yenilendiği takdirde cumhurbaşkanının tekrar aday olmasına izin verilmesi yerindedir.

 

Diyelim ki cumhurbaşkanı birinci döneminin bitiminde tekrar aday oldu ve yine cumhurbaşkanı seçildi, yapılan milletvekili seçiminde de partisi beşte üç çoğunluğu sağladı. Bu durum cumhurbaşkanının birinci döneminde son derece başarılı bir yönetim sergilediğini gösterir. Diyelim ki ikinci döneminin sonunda partisinin Meclis grubu onun tekrar aday olabilmesi amacıyla seçimleri yeniledi. Eğer halk bunu kanunların bir istismarı olarak algılarsa, bu durumu seçim sonuçlarına yansıtır. Eğer cumhurbaşkanını tekrar seçerse ve partisini de benzer bir çoğunlukla birinci parti yaparsa halkın takdirine saygı duymak gerekir. Ayrıca iki dönem boyunca başarılı bir yönetimle halkın önemli bir çoğunluğunun desteğini almış bir lidere bir dönem daha görev yapma imkânının verilmesi olumsuz değildir. Böyle bir esnekliğin tanınması bilakis olumludur. Zira başkanlık sistemlerinde eleştiri konusu olan bir husus da iyi bir liderin iki dönem görevde kaldıktan sonra siyaseti bırakmak durumunda kalmasıdır.